YAŞI KÜÇÜĞÜN TEMSİLİ VE TAŞINMAZ TASARRUFLARI:
Ana ve babanın yönetim hakkı; çocuğun doğum anında sahip olduğu ve sonradan kazanacağı bütün mallarını kapsar ve ana-baba çocuğun mallarını yönetirken hâkimden izin almak zorunda değildir. Ancak ana ve babanın yükümlülüklerini yerine getirmedikleri durumlarda hâkim müdahale edebilecektir. Bir kişinin malvarlığına sahip olabilmesi için hak ehliyetine sahip olması gerekmektedir. Hak ehliyeti bir kişinin haklara ve borçlara sahip olabilme ehliyetidir. Çocuk, hak ehliyetine sağ doğmak koşuluyla, ana rahmine düştüğü andan itibaren hak kazanır. O halde, hak ehliyetine sahip çocuk, ana ve babasından ayrı ve bağımsız bir malvarlığına sahip olabilecektir. Ergin çocuğun kısıtlanıp velayet altında bırakılması halinde ise bu çocuklarla ilgili olarak velayete ilişkin hükümler uygulanacaktır. Veli, kural olarak velayetleri devam ettiği sürece çocuğun mallarını yönetme hakkına sahip ve bununla yükümlüdür.
Ana ve baba, velayetleri devam ettiği sürece çocuğun mallarını yönetme hakkına sahip ve aynı zamanda bununla yükümlüdürler; kural olarak hesap ve güvence de vermezler. Ana ve babanın yönetim hakkı; çocuğun doğum anında sahip olduğu ve sonradan kazanacağı bütün mallarını kapsar ve ana-baba çocuğun mallarını yönetirken hâkimden izin almak zorunda değildir. Ancak ana ve babanın yükümlülüklerini yerine getirmedikleri durumlarda hâkim müdahale edebilecektir.
Çocuk mallarını yönetme hakkı, kural olarak, ana ve babanın velayet haklarının sona ermesi veya yönetimin her ikisinden alınması ile sona erer. Bu durumda çocuk mallarını yönetme hakkı, ergin olan çocuğa veya çocuğun vesayet altına alınması halinde vasisine devredilir. Bununla birlikte belirli bir işin görülmesi söz konusu ise kayyıma verilecektir.
Gerek Medeni Kanunda gerekse bu kanunun uygulamasının nasıl yapılacağını göstermesi bakımından hazırlanan Türk Medeni Kanununun Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin uygulamasına ilişkin Tüzüğün ilgili maddelerinde yaşı küçüğün taşınmazlarının tasarrufu konusunda geniş şekilde bir açıklama bulunmamaktadır
MEDENİ HUKUKTA YAŞI KÜÇÜK TAŞINMAZ TASARRUFLARI
Çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler ana ve baba tarafından karşılanır. Ana ve baba, yoksul oldukları veya çocuğun özel durumu olağanüstü harcamalar yapılmasını gerektirdiği takdirde ya da olağan dışı herhangi bir sebebin varlığı hâlinde, hâkimin izniyle çocuğun mallarından onun bakım ve eğitimine yetecek belli bir miktar sarf edebilirler.(Tmk:327)
Ergin olmayan çocuk, ana ve babasının velayeti altındadır. Yasal sebep olmadıkça velayet ana ve babadan alınamaz. Hakim vasi atanmasına gerek görmedikçe, kısıtlanan ergin çocuklar da ana ve babanın velayeti altında kalırlar.(Tmk:335)
Evlilik devam ettiği sürece ana ve baba velayeti birlikte kullanırlar. Ortak hayata son verilmiş veya ayrılık hali gerçekleşmişse hakim, velayeti eşlerden birine verebilir. Velayet, ana ve babadan birinin ölümü halinde sağ kalana, boşanmada ise çocuk kendisine bırakılan tarafa aittir.(Tmk:336) , Ana ve baba evli değilse velayet anaya aittir. Ana küçük, kısıtlı veya ölmüş ya da velayet kendisinden alınmışsa hakim, çocuğun menfaatine göre, vasi atar veya velayeti babaya verir.(Tmk:337)
Ana ve baba, çocuğun bakım ve eğitimi konusunda onun menfaatini göz önünde tutarak gerekli kararları alır ve uygularlar. Çocuk, ana ve babasının sözünü dinlemekle yükümlüdür. Ana ve baba, olgunluğu ölçüsünde çocuğa hayatını düzenleme olanağı tanırlar; önemli konularda olabildiğince onun düşüncesini göz önünde tutarlar. Çocuk, ana ve babasının rızası dışında evi terk edemez ve yasal sebep olmaksızın onlardan alınamaz. Çocuğun adını ana ve babası koyar.(Tmk:339)
Ana ve baba, velayetleri çerçevesinde üçüncü kişilere karşı çocuklarının yasal temsilcisidirler. İyiniyetli üçüncü kişiler, eşlerden her birinin diğerinin rızasıyla işlem yaptığını varsayabilirler. Vesayet makamlarının iznine bağlı hususlar dışında kısıtlıların temsiline ilişkin hükümler velayetteki temsilde de uygulanır. (Tmk:342)
Velâyet altındaki çocuğun fiil ehliyeti, vesayet altındaki kişinin ehliyeti gibidir.
Çocuk, borçlarından ana ve babanın çocuk malları üzerindeki haklarına bakılmaksızın kendi malvarlığı ile sorumludur.(Tmk:343)
Velâyet altındaki çocuk, ayırt etme gücüne sahip ise ana ve babanın rızasıyla aile adına hukukî işlemler yapabilir; bu işlemlerden dolayı ana ve baba borç altına girer.(Tmk:344)
Çocuk ile ana veya baba arasında ya da ana ve babanın menfaatine olarak çocuk ile üçüncü kişi arasında yapılacak bir hukuki işlemle çocuğun borç altına girebilmesi, bir kayyımın katılmasına ve hakimin onayına bağlıdır.(Tmk:345)
Ana ve baba, velayetleri devam ettiği sürece çocuğun mallarını yönetme hakkına sahip ve bununla yükümlüdürler; kural olarak hesap ve güvence vermezler. Ana ve babanın yükümlülüklerini yerine getirmedikleri durumlarda hakim müdahale eder.(Tmk:352)
Evlilik sona erince velayet kendisinde kalan eş, hakime çocuğun malvarlığının dökümünü gösteren bir defter vermek ve bu malvarlığında veya yapılan yatırımlarda gerçekleşen önemli değişiklikleri bildirmek zorundadır.(Tmk:353)
Olağan ihtiyaçlar gerektirdiği ölçüde sermaye biçiminde ödemeler, tazminatlar ve benzeri edimler çocuğun bakımı için kısmen kullanılabilir. Çocuğun bakımı, yetiştirilmesi ve eğitimi için zorunluluk varsa hakim, ana ve babaya belirlediği miktarlarda çocuğun diğer mallarına da başvurma yetkisini tanıyabilir(356)
Resmî Gazetenin 10/8/2003 tarh ve 25195 Numarasında yayınlanan Türk Medeni Kanununun Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin uygulamasına ilişkin Tüzük :
Madde 1 - Bu Tüzüğün amacı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun velayet, vesayet ve mirasa ilişkin hükümlerinin uygulanmasını düzenlemektir.
Velayete İlişkin Hükümler
Madde 2- Ergin olmayan çocuk ana ve babanın velayeti altındadır. Ana ve baba evli değilse velayet anaya aittir. Yasal sebep olmadıkça velayet ana ve babadan alınamaz. Velayet hakkında Türk Medeni Kanununun 335-351 inci maddeleri hükümleri uygulanır.
madde 5- Çocuğun mallarının gelirleri, öncelikle çocuğun bakımına, yetiştirilmesine ve eğitimine harcanır. Bunu aşan gelirler, ancak ailenin sosyal ve ekonomik durumu, çocuğun aileye getirdiği ekonomik yükler gibi hakkaniyetin gerektirdiği sınırlar içinde ailenin ihtiyacına sarf edilebilir. Gelir fazlası, çocuğun mallarına katılır.
Madde 6- Çocuğun olağan ihtiyaçlarının gerektirdiği durumlarda ve bu ihtiyaçların sınırları içinde kalmak üzere çocuğa sermaye olarak yapılan ödemeler, u ğradığı zararların karşılığı olarak ödenen tazminatlar ve ikramiyeler ile sosyal yardım ve sosyal güvenlik kurumları tarafından yapılan ödemeler ve benzeri edimler çocuğun bakımı için kısmen kullanılabilir. Çocuğun bakımı, yetiştirilmesi ve eğitimi için zorunluluk varsa, ancak hakim kararıyla ana ve babaya belirli miktarlarda çocuğun diğer mallarını da sarf etme yetkisi verilebilir.
Madde 7- Hakim kararıyla velayetleri veya malı yönetme hakları sona eren ana ve baba, hesap cetveli ile birlikte çocuğun mallarını vasiye veya kayyıma devrederler. Eksiklikler varsa bunlar ayrı ayrı tespit edilir, vesayet makamı gerek görürse eksik olan veya zarar verilen mallardan dolayı veli aleyhine dava açılmasını vasi veya kayyımdan ister. Velayetin, çocuğun ergin olması nedeniyle sona ermesi halinde ana ve baba, ergin olan çocuğun istemi üzerine bir hesap cetveli de vermek suretiyle malları kendisine devir ve teslim ederler.
Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünü 06/1/2023 tarih ve E-23294678-010.06.02-7420625 sayılı Tapu İşlemlerinde Kanuni Temsil (Velayet, Vesayet, Kayyımlık ve Yasal Danışmanlık) konulu 203/1 Sayılı genelgesi
Bu Genelge, 22.11.2001 tarihli 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) ve 10.08.2003 tarihli 25195 Sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Türk Medeni Kanununun Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin uygulanmasına ilişkin Tüzük ile Tapu Sicil Tüzüğü Hükümlerine dayanılarak hazırlanmıştır.
II- VELAYET
1- Velayet Hakkı
Velayet hakkı kapsamında tapu müdürlüklerinde çocuğu temsilen;
-Evlilik birliği devam ediyorsa ana ve baba birlikte,
-Ana ve baba boşanmışsa mahkeme tarafından velayet kendisine bırakılan kişi,
-Ana veya babadan biri ölmüş veya gaipliğine karar verilmişse sağ kalan eş,
-Ana ve babanın evli olmaması halinde ana İşlem yapabilir.
Çocuğun evlat edinilmiş olması halinde tapu müdürlüklerinde çocuğu temsilen;
-Tek başına evlat edinilmiş ise evlat edinen,
-Birlikte evlat edinilmiş ise her iki evlat edinen birlikte,
-Eşlerden birinin diğer eşin çocuğunu evlat edinmesi halinde evlat edinen ile çocuğu evlat edinilen eş birlikte İşlem yapabilir
Velayet hakkı kendisine bırakılan kişinin ölmesi halinde, tapu müdürlüğünde çocuğu temsilen işlem yapılabilmesi için sağ kalan eşin mahkeme tarafından bu hususta yetkilendirildiğine dair yazı veya velayetin sağ kalan eşe verildiğine dair mahkeme kararı ibraz edilmesi gerekir.
Ana ve babanın hiç evlenmemiş olması nedeniyle velayet hakkının anada olmasına rağmen ananın yaş küçüklüğü nedeniyle velayet hakkını kullanamadığı hallerde, çocuğun velayeti babaya verilmemiş ise, kendisine vasi atanan çocuğun tapu müdürlüğünde temsilinde vesayete ilişkin hükümler uygulanır.
Kısıtlı ergin kişinin ana ve baba veya evlat edinenlerden birisi veya her ikisinin velayeti altında bırakılması durumunda velayete ilişkin hükümler uygulanır.
18 yaşını doldurmamış kişi evlenme ile ergin olacağından tapu işlemlerini tek başına yapabilir.
2- Velayet Hakkının Kullanılması
Velayet altındaki çocuğun fiil ehliyeti vesayet altındaki kişinin ehliyeti gibidir. Çocuk ayırt etme gücüne sahip değilse tam ehliyetsiz, ayırt etme gücüne sahip ise sınırlı ehliyetsizdir. Ayırt etme gücüne sahip çocuk, yasal temsilcisinin rızası olmadıkça kendi işlemleriyle borç altına giremez.
Veli, üçüncü kişilere karşı çocuğun ya da velayet altında bırakılan ergin kısıtlının yasal temsilcisi olup, hâkim izni alınması gereken durumlar ile yasak işlemler hariç çocuğun malları üzerinde her türlü taahhüt ve tasarruf işlemlerini gerçekleştirebilir.
3- Velinin Hâkim İzni Alması Gereken Durumlar
TMK'nın 327 ve 356 ncı maddeleri gereğince;
-Çocuğun veya velayet altında bırakılan ergin kısıtlının bakımı, yetiştirilmesi ve eğitimi,
-Ana ve babanın yoksul olması,
-Çocuğun veya velayet altında bırakılan ergin kısıtlının özel durumunun olağanüstü harcama yapılmasını gerektirmesi,
-Olağan dışı herhangi bir sebebin varlığı,
Hallerinde çocuğun veya velayet altında bırakılan ergin kısıtlının taşınmazları üzerinde veli tarafından tasarrufta bulunulabilmesi için mahkeme kararının ibraz edilmesi gerekir.
Çocuk veya velayet altında bırakılan ergin kısıtlı ile veli arasında ya da velinin menfaatine olarak çocuk veya velayet altında bırakılan ergin kısıtlı ile üçüncü kişi arasında yapılacak bir hukuki işlemde çocuğun veya velayet altında bırakılan ergin kısıtlının borç altına girebilmesi için bu yöndeki mahkeme kararının ibraz edilmesi ve işleme kayyımın katılması gerekir.
4- Velinin Yapamayacağı Yasak İşlemler
Velayet altındaki kişi adına vakıf kurmak, önemli bağışlarda bulunmak ve kefalet yasak işlemlerdendir. Çocuk veya velayet altında bırakılan ergin kısıtlı adına kayıtlı taşınmazların bağışlanmasına, vakıf kurulmasına dair işlem talepleri ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 603 üncü maddesi kapsamında herhangi bir kişisel güvenceye yönelik hüküm (kefaleten, müteselsil kefil olarak, müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı vb. ifadeler) bulunan veya bu tür şart içeren ipotek işlemleri ile her türlü kişisel güvence veya kefalet içeren sözleşmelere yönelik talepler tapu müdürlüğünce karşılanmaz.
5- Velayet Altındaki Çocuğun Tapu İşlemleri
a- Taşınmaz satışı
Veli veya tayin ettiği vekil tarafından yapılacak satış işleminin TMK'nın 327 ve 356 ncı
maddelerinde belirtilen amaca ilişkin olmadığının beyan edilmesi halinde hâkim izni aranmaz. Bu durumda veli veya vekili tarafından yapılacak satış işleminde "4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 327 ve 356 ncı maddelerinde yer alan amaçlara ilişkin değildir." şeklindeki beyanın resmi senede alınması gerekir. Aksi halde söz konusu satış işleminde işleme izin verildiğine dair mahkeme kararının ibraz edilmesi gerekir.
Veli tarafından vekil tayin edilmesi durumunda velayeten düzenlenen vekâletnamelerde satış işleminin TMK'nın 327 ve 356 ncı maddelerindeki amaca ilişkin olmadığının belirtilmesine gerek yoktur.
b- Taşınmaz alımı
Veli, çocuk adına taşınmaz satın alabilir. Çocuk adına takyitli taşınmaz alınması durumunda
hâkim izni aranmaz. Ana veya babadan birinin taşınmazının çocuk adına alınması veya ana veya babanın kendi borcu için ipotek edilmiş bir taşınmazın satın alınması işleminde, talep edilen işleme izin veren mahkeme kararının ibraz edilmesi ve işleme kayyımın katılması gerekir.
Çocuk lehine olan tescilsiz iktisaplarda tescil talebini velilerden biri yapabilir.
c- İpotek işlemi
Veli tarafından, çocuğun kendi borcu için çocuğun taşınmazının ipotek edilmesi mümkündür.
Ancak velinin kendi borcu için ipotek yapılabilmesi için talep edilen işleme izin veren mahkeme kararının ibraz edilmesi ve işleme kayyımın katılması gerekir.
ç- Taşınmaz taksimi
Çocuk ile üçüncü kişiler arasındaki taşınmazların taksim işleminde hâkim izni aranmaz. Ancak taksim işleminin çocuk ile ana veya baba arasında yapılması halinde talep edilen işleme izin veren mahkeme kararının ibraz edilmesi ve işleme kayyımın katılması gerekir. Mahkeme kararında çocuğa isabet edecek taşınmaz, pay ve bağımsız bölümler açıkça gösterilmemişse taksim işlemi yapılmaz.
Ana veya baba ile çocuğun taşınmazda belli paylarla malik olmaları ve taşınmaz üzerinde kat
irtifakı ve kat mülkiyeti kurulması suretiyle bağımsız bölümlerin taksimini talep etmeleri halinde çocuğa isabet edecek bağımsız bölüm ve payların açıkça gösterildiği mahkeme kararı olmadan talep edilen işlem yapılmaz.
Taksime konu taşınmazlarda, ana baba ve çocuk ile birlikte başka hissedarların da bulunması halinde ana, baba ve çocuğa aynı taşınmazda taksim öncesindeki payları ile oranlı olarak hisse verilmesi şartıyla yapılacak taksim işlemi ile çocuk ile ana baba arasında elbirliği mülkiyet olarak kayıtlı taşınmazın paylı mülkiyete dönüştürülmesi işleminde hâkim izni aranmaz.
d- Çocuğa taşınmaz bağışı
Çocuğa üçüncü kişi tarafından bir taşınmaz bağışlanmak istenmesi halinde veli bu bağışı kabul edebilir.
Velilerden birinin çocuğa şartsız ve mükellefiyetsiz taşınmaz bağışlamak istemesi halinde çocuk lehine yapılan karşılıksız kazandırma niteliğindeki bağışlama sözleşmesine bağışlayan olarak katılan veli örtülü olarak bağış işlemine onay verdiği kabul edileceğinden bağışta bulunmayan veli bu bağışı tek başına kabul edebilir.
Velayet hakkının tek kişide olduğu durumlarda çocuğa veli tarafından bağış yapılmak istenilmesi durumunda işleme kayyımın katılması gerekir.
………Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 01.02.2017 tarihli ve 35240552-2016/419 sayılı yazısında kısıtlanarak velayet altına alınan kişilerin taşınmaz veya herhangi bir mal alış satışında, velinin herhangi bir şekilde kısıtlı çocuğu adına olan taşınmazı satması için izin alınmasına gerek bulunmadığı, velayet veya vesayetin aynı şey olmadığı, kısıtlanarak baba veya annesinin velayeti altına alınan kişinin vesayet altına alınmadığı, velayet altına alındığı, nüfus kayıtlarına bu şekilde yazılması gerektiği ve velayet altına alınan kişinin velisinin kısıtlının malını satarken izin almasına gerek bulunmadığı, fakat tapu müdürlüğünce ve diğer kurumlarca gereksiz yere mahkeme kararı istendiği, bu nedenle vatandaşın gereksiz yere mağdur olduğu, bu mağduriyetin giderilmesinin gerektiği belirtilmiştir.
YAŞI KÜÇÜĞÜN TAŞINMAZ TASARRUFLARI İLE İLGİLİ YARGITAY KARARLARI:
1-Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 20.06.2005 ve 2005/7288 Esas 2005/9459 karar sayılı İlamı
“… Veli, vesayet makamından, çocuk adına tapuda paylı mülkiyet şeklinde kayıtlı taşınmaz malın satışı için kendisine izin verilmesini istemiş, mahkemece, velinin bu işlem için izin almasına gerek bulunmadığı gerekçesiyle istek reddedilmiş ve karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, Türk Medeni Kanununun 356/2. maddesine dayanarak kısıtlıya ait taşınmaz malı yine onun ihtiyaçlarını karşılamak için satışına izin verilmesine istemiştir.
Çocuğun bakımı, yetiştirilmesi ve eğitimi için zorunluluk varsa hâkim, ana ve babaya belirlediği miktarlarda çocuğun diğer mallarına da başvurma yetkisini tanıyabilir (TMK.m.356/2). Davacının somut olaydaki amacı dikkate alınıp isteği değerlendirip bu konuda olumlu olumsuz bir karar vermesine ihtiyaç bulunmaktadır. Ancak bu davanın çözümün de uygulanacak hüküm Türk Medeni Kanununun ikinci kitabının ikinci kısmında düzenlenmiş bulunduğundan; inceleme görevi … Aile Mahkemesine aittir. Görev kuralları kamu düzeniyle ilgili olup yargılamanın her aşamasında mahkemelerce kendiliğinden gözetilmesi gerekir. Vesayet makamınca istek hakkında görevsizlik kararı verilmesi gerekirken davanın esastan incelenmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.(Bu karar yukarda yazdığım 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 327 ve 356 ncı maddelerinde yer alan amaçlara ilişkin bende zaten bu gibi satışta mahkeme kararının olması gerektiğini yazdım)
”
2-) Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 24/05/2022 ve 2002/5872 Esas 2002/6944 karar sayılı İlamı
“… Türk Medeni Kanununun 327. ve 356. maddelerine uygun çocuğun eğitimi, bakımı korunması için ana baba yoksul oldukları takdirde veya çocuğun bakımı, yetiştirilmesi ve eğitimi için zorunlu olan hallerde hâkim, çocuğun mallarından onun bakım ve eğitimine yetecek belli bir miktar malın sarfedilmesi konusunda ana babaya izin verecek veya onlara belirlediği miktarlarda çocuğun diğer mallarına da başvurma yetkisi tanıyacaktır.
Somut olayımızda ise; küçük Havva’nın Türk Medeni Kanununun 336/son maddesi gereğince velisi olan annesi Satı, küçüğün hisseli mallarını satarak ona tamamına sahip olacağı bir taşınmaz almak için hâkimden izin istemiştir. Bu olayda Türk Medeni Kanununun 327 ve 356. madde koşulları iddia edilmediği gibi koşulların oluştuğu da kanıtlanmamıştır.
Karar gerekçesinde de açıklandığı üzere davacı anne küçüğün velisi ve yasal tek temsilcisidir. Türk Medeni Kanununun 342 ve 462/1-2. maddeleri gereğince 327. ve 356. madde hükümleri koşullarının oluşması dışında hakimden izin almaksızın taşınır olsun taşınmaz olsun çocuk mallarını satabilecek, 360. ve 361. maddelerdeki olumsuz koşullar gerçekleşmedikçe onun mallarını yönetecek ve bununla yükümlü olacaktır (TMK. md.352). Yönetim hakkı sona erince de çocuğun mallarını hesabıyla birlikte ergin çocuğa, vasisine veya kayyımına devredecektir (TMK.md.362). …”(Yazımda savunduğum husus)
3- Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 30/05/2013 ve 2012/22322 Esas 2013/15019 karar sayılı İlamı
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, küçüğün velisi tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Evlilik, kocanın 14.9.2011 tarihinde ölümü ile sona ermiş, küçüğün velayeti annesine kalmıştır. (TMK. m. 336/3) Velayet hakkına sahip olan anne, kocasından intikal eden aracın satışı için "izin" talebinde bulunmuş, aile mahkemesince; talebin kabulüne, aracın anne tarafından 8.500 TL.'dan aşağı olmamak üzere pazarlık usulüyle satılmasına, satış bedelinden küçüğün miras payına düşen kısmın, Vakıfbank Adliye şubesinde açılacak hesaba yatırılmasına karar verilmiş, kararı, veli temyiz etmiştir.
Ana ve baba veya velayet bunlardan yalnızca birinde ise, velayet hakkına sahip olan ebeveyn, velayet hakkı kapsamında kural olarak çocuk malları üzerinde hakimden izin almaksızın tasarrufta bulunabilirler. Eş deyişle, velayet hakkına sahip olanın, bu hak çerçevesinde çocuğun yasal temsilcisi sıfatıyla çocuk malları üzerinde tasarrufta bulunabilmesi için kural olarak hakimin iznine ihtiyacı yoktur.(TMK. m. 342/3) Ancak, çocuğun bakımı, yetiştirilmesi ve eğitimi için zorunluluk varsa, hakim ana ve babaya, ilerde sorumluluk davasıyla karşılaşmamaları için belirlediği miktarlarda çocuğun mallarına başvurma yetkisi tanıyabilir (TMK. m. 356/2). Mahkemece, aracın satışına izin verilmesi, Türk Medeni Kanununun 462/2. maddesi çerçevesinde alınan bir karar değil, aynı Yasanın 356. maddesinin (2.) fıkrası çerçevesinde veliye tanınan yetki niteliğindedir. Vesayette kısıtlının malvarlığında tasarruf yönünden Kanunda vasiye getirilmiş bulunan izin ve denetim usulleri örnekseme yoluyla velayette uygulanamaz. Bu itibarla, veliye Yasanın 356/2. maddesinde tanınan bu yetki esas itibarıyla doğru ise de, veliye satış yetkisinin tanınmasıyla yetinilmek gerekirken, tanınan bu yetkinin, satışın belirlenen bedelden aşağı olmamak üzere pazarlık usulüyle yapılmasının öngörülmesi doğru olmadığı gibi, velinin çocuk mallarının korunmasında özensiz davrandığına ve çocuğun mallarının tehlikede olduğuna ilişkin bir delil ve sebep bulunmadığı halde, satıştan küçüğün miras payına isabet edecek paranın bankaya yatırılmasına karar verilmesi suretiyle hakimin denetimine alınması, bu yolla velinin tasarruf yetkisinin kısıtlanması da doğru olmamıştır. Öyleyse, yukarıda belirtilen 356. maddenin (2.) fıkrası koşullarının gerçekleştiğini belirleyen mahkemenin yapacağı işlem, talebe konu edilen malın, çocuğun bakımı, yetiştirilmesi ve eğitimi giderlerinde kullanılmak üzere satışı için veliye yetki verilmesinden ibarettir. Açıklanan yönde işlem yapılmak üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
4-- Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 18.04.2019 ve 2019/1073 Esas 2019/2827 karar sayılı İlamı
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'nin raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, inançlı işlem hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacılar, ... ada ... parsel sayılı taşınmazdaki 2/8 paylarını ileride iade edilmek üzere davalıya devrettiklerini, iradelerinin fesada uğratıldığını ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, satış işleminin gerçek olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, inançlı işlem iddiasının yazılı delille kanıtlanamadığı gerekçesiyle davacı ... yönünden davanın reddine, işlem tarihinde reşit olmayan davacı ... yönünden ise TMK.nun velayete ilişkin hükümleri uygulanmadan yapılan temlikin dürüstlük kuralına uygun olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerde; çekişme konusu ... ada ... parsel sayılı taşınmaz 1/8’er payla davacılar adına kayıtlı iken davacı ...’nin kendi adına asaleten davacı kızı ... adına velayeten anılan taşınmazdaki toplam 2/8 payı 29.12.2010 tarihinde davalıya satış suretiyle temlik ettiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; inançlı işlem iddialarının 05.02.1947 tarihli 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, şekle bağlı olmayan yazılı delille kanıtlanması gerekeceği; böyle bir belgenin yokluğu sebebiyle inançlı işlem iddiası kanıtlanamıyorsa, delil başlangıcı sayılacak nitelikteki bir olgunun varlığı halinde buna itibar edilmesi gerekeceği tartışmasızdır. Şayet, T.M.K.'nun 6. maddesi hükmü uyarınca ispat külfeti kendisinde olan tarafın yazılı bir belgesi yok ise ancak taraflar arasında gerçekleştirilen mektup, banka dekontu, yazışma, gibi birtakım belgeler var ise ancak bunların delil başlangıcı sayılacağı ve iddianın tanık dahil her türlü delille kanıtlanmasının olanaklı hale geleceği
açıktır. Eğer böylesi bir delil başlangıcı sayılacak bir olgu da bulunmuyor ise iddia sahibinin son başvuracağı delilin karşı tarafa yemin teklif etme hakkı olduğu şüphesizdir.
Ne var ki, davacı inançlı işlem hukuksal nedenine yönelik iddiasını 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca yazılı delille kanıtlayamadığı gibi, davacı vekilinin 01.12.2014 tarihli celsede karşı tarafa yemin teklifinde bulunmayacaklarını beyan etmek suretiyle yemin deliline de dayanmadığı görülmektedir. Bu nedenle davacılardan ... yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsilik yoktur. Davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine.
Davalının temyiz itirazlarına gelince;
Hemen belirtilmelidir ki; ana ve baba veya velayet bunlardan yalnızca birinde ise, velayet hakkına sahip olan ebeveyn, velayet hakkı kapsamında kural olarak çocuk malları üzerinde hakimden izin almaksızın tasarrufta bulunabilirler. Eş deyişle, velayet hakkına sahip olanın, bu hak çerçevesinde çocuğun yasal temsilcisi sıfatıyla çocuk malları üzerinde tasarrufta bulunabilmesi için kural olarak hakimin iznine ihtiyacı yoktur (4721 sayılı TMK. m. 342/3). Ancak, çocuğun bakımı, yetiştirilmesi ve eğitimi için zorunluluk varsa, hakim ana ve babaya, ilerde sorumluluk davasıyla karşılaşmamaları için belirlediği miktarlarda çocuğun mallarına başvurma yetkisi tanıyabilir (4721 sayılı TMK. m. 356/2). Dolayısıyla Türk Medeni Kanununun 462. maddesindeki vesayet kurumundan farklı olarak; velayeti üstlenen kişileri (veli) velayet altındaki küçüğün mallarını satarken hakim iznine tabi tutmamıştır
Somut olayda; davacı anne (...) akit tarihi itibariyle küçük ...’nın velisi ve yasal tek temsilcisidir.
Bu itibarla, davacı ...’nin (velinin) 4721 sayılı TMK. nun 342/3. maddesinde tanınan izin almaksızın tasarruf yetkisi bulunduğu gözetildiğinde, küçük ...’nın payının satışı geçerli olduğu gibi davacı ... bakımından da yazılı delil ibraz edilmemiş, karşı tarafa yemin teklifinde de bulunulmamıştır.
Hal böyle olunca, davacı ... yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davalının yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 18.04.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi
5) Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 21/06/2004 ve 2004/7135 Esas 2004/8099 karar sayılı İlamı
“… Olayları açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme hâkime aittir. Davacı 19.7.2003 doğumlu oğlu Kubilay’a tapuda satış işlemi yapacağından kendisinin oğluna vasi atanmasını istemiştir.
Çocuk ile ana veya baba arasında ya da ana ve babanın menfaatine olarak çocuk ile üçüncü kişi arasında yapılacak bir hukuki işlemle çocuğun borç altına girebilmesi, bir kayyımın katılmasına ve hâkimin onayına bağlıdır (TMK.m.345).
İsteğin kayyım tayini açısından değerlendirilip, tarafların delilleri sorulup sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken isteğin vasi tayini olarak kabul edilmesi isabetsizdir. …
6)Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 20/06/2005 ve 2005/7288 Esas 2005/9459 karar sayılı İlamı
“… Veli, vesayet makamından, çocuk adına tapuda paylı mülkiyet şeklinde kayıtlı taşınmaz malın satışı için kendisine izin verilmesini istemiş, mahkemece, velinin bu işlem için izin almasına gerek bulunmadığ ı gerekçesiyle istek reddedilmiş ve karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, Türk Medeni Kanununun 356/2. maddesine dayanarak kısıtlıya ait taşınmaz malı yine onun ihtiyaçlarını karşılamak için satışına izin verilmesine istemiştir.
Çocuğun bakımı, yetiştirilmesi ve eğitimi için zorunluluk varsa hâkim, ana ve babaya belirlediği miktarlarda çocuğun diğer mallarına da başvurma yetkisini tanıyabilir (TMK.m.356/2). Davacının somut olaydaki amacı dikkate alınıp isteği değerlendirip bu konuda olumlu olumsuz bir karar vermesine ihtiyaç bulunmaktadır. Ancak bu davanın çözümün de uygulanacak hüküm Türk Medeni Kanununun ikinci kitabının ikinci kısmında düzenlenmiş bulunduğundan; inceleme görevi … Aile Mahkemesine aittir. Görev kuralları kamu düzeniyle ilgili olup yargılamanın her aşamasında mahkemelerce kendiliğinden gözetilmesi gerekir. Vesayet makamınca istek hakkında görevsizlik kararı verilmesi gerekirken dava7nın esastan incelenmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir… ”
7)Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 24/05/2002 ve 2002/5872 Esas 2002/6944 karar sayılı İlamı
“… Türk Medeni Kanununun 327. ve 356. maddelerine uygun çocuğun eğitimi, bakımı korunması için ana baba yoksul oldukları takdirde veya çocuğun bakımı, yetiştirilmesi ve eğitimi için zorunlu olan hallerde hâkim, çocuğun mallarından onun bakım ve eğitimine yetecek belli bir miktar malın sarfedilmesi konusunda ana babaya izin verecek veya onlara belirlediği miktarlarda çocuğun diğer mallarına da başvurma yetkisi tanıyacaktır.
Somut olayımızda ise; küçük Havva’nın Türk Medeni Kanununun 336/son maddesi gereğince velisi olan annesi Satı, küçüğün hisseli mallarını satarak ona tamamına sahip olacağı bir taşınmaz almak için hâkimden izin istemiştir. Bu olayda Türk Medeni Kanununun 327 ve 356. madde koşulları iddia edilmediği gibi koşulların oluştuğu da kanıtlanmamıştır.
Karar gerekçesinde de açıklandığı üzere davacı anne küçüğün velisi ve yasal tek temsilcisidir. Türk Medeni Kanununun 342 ve 462/1-2. maddeleri gereğince 327. ve 356. madde hükümleri koşullarının oluşması dışında hakimden izin almaksızın taşınır olsun taşınmaz olsun çocuk mallarını satabilecek, 360. ve 361. maddelerdeki olumsuz koşullar gerçekleşmedikçe onun mallarını yönetecek ve bununla yükümlü olacaktır (TMK. md.352). Yönetim hakkı sona erince de çocuğun mallarını hesabıyla birlikte ergin çocuğa, vasisine veya kayyımına devredecektir (TMK.md.362). …
Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 22/11/2018 ve 2016/8389 Esas 2018/14852 karar sayılı İlamı
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, ortak miras bırakanları ...'ın bedelini ödemek suretiyle satın aldığı dava konusu 384 ada 5 ve 203 ada 2 parsel sayılı taşınmazları birlikte yaşadığı ...'den olma davalı çocukları .... ve... adına tescil ettirdiğini, murisin asıl amacının mirasçılardan mal kaçırmak olduğunu, tescil tarihinde yaşça küçük olan davalıların alım güçlerinin bulunmadığını ileri sürerek, çekişmeli taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile murisin tüm mirasçıları adına payları oranında tescilini ıslahla da tenkis istemişlerdir.
Davalılar, iddiaların haksız ve yersiz olduğunu, küçük yaştan beri çalıştıklarını, birikimleri ile dava konusu taşınmazları satın aldıklarını bildirip, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, gizli bağış iddiası yönünden 01.04.1974 tarih ve 1/2 sayılı İBK'nın uygulanamayacağı ve dava konusu taşınmazların satın alma bedellerinin muris tarafından ödendiğinin kanıtlanamadığı gerekçeleriyle iptal ve tescil ile tenkis isteklerinin reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ...'ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
-KARAR-
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; davacıların yerinde bulunmayan temyiz itirazının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA(Muvazaa yönüyle iptal benim savunduğum düşünce ilgisi olmayan dava)
Yukarıdaki yaşı küçüğün temsili ve taşınmaz tasarrufları konusundaki hukuki düzenlemeleri belirttikten sonra yaşı küçüğün taşınmazları hakkında şunu belirtebilirim.
Veli veya tayin ettiği vekil tarafından yaşı küçüğün taşınmazlarının yapılacak satış işleminin TMK'nın 327 ve 356 ncı maddelerinde belirtilen amaca ilişkin olmadığının beyan edilmesi halinde hâkim izni aranmaz. Bu durumda veli veya vekili tarafından yapılacak satış işleminde "4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 327 ve 356 ncı maddelerinde yer alan amaçlara ilişkin değildir." şeklindeki beyanın resmi senede alınması gerekir. Aksi halde söz konusu satış işleminde işleme izin verildiğine dair mahkeme kararının ibraz edilmesi gerekir. Eğer Yaşı küçük ile veli arasında yapılacak işlemde menfaat çatışması olması halinde mahkeme kararı aranır ve işleme Kayyumun katılması gerekir.
Velinin Yapamayacağı Yasak İşlemler
Velayet altındaki kişi adına vakıf kurmak, önemli bağışlarda bulunmak ve kefalet yasak işlemlerdendir.
Veli, çocuk adına taşınmaz satın alabilir. Çocuk adına takyitli taşınmaz alınması durumunda
hâkim izni aranmaz. Ana veya babadan birinin taşınmazının çocuk adına alınması veya ana veya babanın kendi borcu için ipotek edilmiş bir taşınmazın satın alınması işleminde, talep edilen işleme izin veren mahkeme kararının ibraz edilmesi ve işleme kayyımın katılması gerekir.
Veli tarafından, çocuğun kendi borcu için çocuğun taşınmazının ipotek edilmesi mümkündür.
Ancak velinin kendi borcu için ipotek yapılabilmesi için talep edilen işleme izin veren mahkeme kararının ibraz edilmesi ve işleme kayyımın katılması gerekir.
Çocuk ile üçüncü kişiler arasındaki taşınmazların taksim işleminde hâkim izni aranmaz. Ancak taksim işleminin çocuk ile ana veya baba arasında yapılması halinde talep edilen işleme izin veren mahkeme kararının ibraz edilmesi ve işleme kayyımın katılması gerekir. Mahkeme kararında çocuğa isabet edecek taşınmaz, pay ve bağımsız bölümler açıkça gösterilmemişse taksim işlemi yapılmaz.
Ana veya baba ile çocuğun taşınmazda belli paylarla malik olmaları ve taşınmaz üzerinde kat
irtifakı ve kat mülkiyeti kurulması suretiyle bağımsız bölümlerin taksimini talep etmeleri halinde çocuğa isabet edecek bağımsız bölüm ve payların açıkça gösterildiği mahkeme kararı olmadan talep edilen işlem yapılmaz.
Taksime konu taşınmazlarda, ana baba ve çocuk ile birlikte başka hissedarların da bulunması halinde ana, baba ve çocuğa aynı taşınmazda taksim öncesindeki payları ile oranlı olarak hisse verilmesi şartıyla yapılacak taksim işlemi ile çocuk ile ana baba arasında elbirliği mülkiyet olarak kayıtlı taşınmazın paylı mülkiyete dönüştürülmesi işleminde hâkim izni aranmaz.
Çocuğa üçüncü kişi tarafından bir taşınmaz bağışlanmak istenmesi halinde veli bu bağışı kabul edebilir. Velilerden birinin çocuğa şartsız ve mükellefiyetsiz taşınmaz bağışlamak istemesi halinde çocuk lehine yapılan karşılıksız kazandırma niteliğindeki bağışlama sözleşmesine bağışlayan olarak katılan veli örtülü olarak bağış işlemine onay verdiği kabul edileceğinden bağışta bulunmayan veli bu bağışı tek başına kabul edebilir.
Velayet hakkının tek kişide olduğu durumlarda çocuğa veli tarafından bağış yapılmak istenilmesi durumunda işleme kayyımın katılması gerekir
Çocuk lehine olan tescilsiz iktisaplarda (İntikal veya Mahkeme kararının tescili vb)tescil talebini velilerden biri yapabilir.