TAŞINMAZ DAVALARINDA YETKİLİ VE GÖREVLİ MAHKEMELER
12/01/2011 tarihinden önce uygulanan ve 18/6/1927 tarihinden beri yürürlükte olan 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri kanununun 13. Maddesi Gayrimenkule mütaallik davalar, gayrimenkulün bulunduğu mahal mahkemesinde ikame olunur. Gayrimenkule mütaallik dava sebebi ne olursa olsun gayrimenkulün aynına veya gayrimenkul üzerinde bir hakka veya
muvakkat olsa bile anın zilyedliğine veyahut hakkı hapsine mütedair olanlardır. İrtifak haklarına dair iddialarda, üzerine irtifak hakkı taallük eden malın bulunduğu mahal mahkemesi selahiyettardır. Dava birden ziyade gayrimenkule ait ise gayrimenkullerden birinin bulunduğu mahal mahkemesinde ikame olunur.Demekteydi Bu kanun 12/01/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri kanununun 450. Maddesi ile kaldırılmıştır.Bu
kanununun yerine gelen Ve Resmi Gazetenin 4/2/2011 tarih ve 27836 sayısı ile yayınlanan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri kanununun Taşınmazın aynından doğan davalarda yetki
başlıklı 12. Maddesi (1) Taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalar ile taşınmazın zilyetliğine yahut alıkoyma hakkına ilişkin davalarda, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir. (2) İrtifak haklarına ilişkin davalar, üzerinde irtifak hakkı kurulan taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır. (3) Bu davalar, birden fazla taşınmaza ilişkinse, taşınmazlardan birinin bulunduğu yerde, diğerleri hakkında da açılabilir.Demektedir.Gerek 1086 Sayılı Kanunun 13. Maddesinin son fıkrasında gerekse 6100 sayılı Kanunun 12/3. Maddesinde farklı yerlerde bulunan taşınmazlar için taşınmazların birinin bulunduğu yer Mahkemesinde dava açılabileceği belirtilmektedir. Bu maddedeki, “taşınmazın bulunduğu yerden maksat” taşınmazın il veya ilçe sınırları
bakımından fiilen bulunduğu yerdir. Yoksa tapuda kayıtlı olduğu yer değildir. Bu hüküm aklınızı karıştırmasın tapudaki yer ile taşınmazın bulunduğu yer farklı yerde olabilir mi. Bu kadastro geçen yerlerde çoğu zaman rastlanmayan nadiren de rastlanabilecek bir durumdur. Olayı bir örnek ile açıklamaya çalışayım. Toroslarda yaylalıklar mevcuttur ve bu yaylalıkl ar taşınmazın bulunduğu köyde yaşayanların değil de farklı yerden gelen kişilerin yaylalıklarıdır. Örnek Konya'nın güney batı sınırında kalan bazı yerlerde Antalya ilinin çeşitli ilçeleri nüfusuna kayıtlı kişilerin özel mülkiyetinde olan yaylalıklar mevcut.Konya’ya bağlı
olan yerlerde kadastro yapılırken kadastro yapılan köye ait kadastro çalışma alanı sınırı çevrilirken Antalyalılara ait yaylalıkları çalışma alanı sınırı dışında bırakılmıştır. Bu Bölgenin Kadastrosu yapılırken tapu kütüklerinde kayıtlı olduğu köy veya mahalle olarak Antalya ve İlçesi Köyü yazacaktır.Şimdi bu yaylalık için dava nerede açılacaktır.Konyadaki ilçenin bulunduğu yerdeki yerel mahkemede peki taşınmazın tapuda kayıtlı olduğu yerdeki Mahkemede açılırsa ne olur.İtiraz halinde mahkeme ilgili yerlerden taşınmazın hangi idari sınırda kaldığı konusunda bilgi ister ve gelecek cevapta tapuda yazan ilçenin idari sınırında kalmadığı belirtilirse görev yönünden red edilir.Bir başka örnek kadastro veya tapulama
yapılmadan oluşturulan zabıt kayıtları zaman zaman taşınmazın bulunduğu yerdeki zabıt kayıtlarına değil malikinin ikametgahının bulunduğu yerdeki zabıt kayıtlarına kayıtlıdır. Bu nedenle Kadastro veya tapulama yapılırken kayıtlar sadece mevki ve sınırlar itibariyle
uygulanır. Davacı eğer iki farklı yerde bulunan taşınmazlar için dilerse herhangi birinin bulunduğu yer mahkemesinde dava açabilir. Peki hangi mahkemede açılacaktır. Eğer dava Tapu iptali ve tescil davası ise görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi dava ortaklığın giderilmesi ise Sulh Hukuk Mahkemesidir. Tapuda isim tashihi ve tespit davaları çekişmesiz yargı işleri olduğundan görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir. Taşınmaz ile ilgili davaların nerede açılacağı konusunda Yargıtayın bir çok kararı mevcuttur ve bu kararların tamamında birden fazla taşınmazın bulunduğu davalarda yetkili mahkemenin taşınmazın herhangi birinin bulunduğu yer mahkemesi olduğu belirtilmektedir